SUÇLUYU DIŞARIDA DEĞİL, AYNADA ARAMAK: YENİ PARTİ, ESKİ HASTALIKLAR VE BİR UMUT İHTİMALİ
Siyaset sahnemizde son derece hareketli, bir o kadar da sarsıcı günlerden geçiyoruz. Sayın Özgür Özel’in liderliğinde kurulan "Yeni Parti", siyaset arenasına iddialı ve heyecanlı bir giriş yaptı. Şüphesiz ki böylesi taze başlangıçlar, her yönden çekiştirilecek, hedefe konulacak ve çok ciddi eleştirilere maruz kalacaktır. Bu, siyasetin doğasında var. Ancak asıl mesele, dışarıdan gelen eleştiriler değil, içerideki hastalıklardır. Bu yeni oluşumun mimarları, bu günlere nasıl ve neden gelindiğini sorgularken, suçluyu dışarıda aramak yerine önce kendi içlerine, kendi geçmişlerine ve aynaya bakmalıdırlar.
Bugün Cumhuriyet Halk Partisi’nin içine düşürüldüğü durum ortadadır. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun mahkeme yoluyla, bir "butlan" (hükümsüzlük) kararıyla partinin başına dönmesini kabul etmek mümkün değildir. Yargının siyasete müdahalesini elbette eleştiririz; ancak mahkeme, partiyi tartışmalı bir butlan kararıyla Kılıçdaroğlu’na teslim etmek yerine, en azından kurultayın hızlıca tekrarlanmasına ve iradenin tecellisine hükmedebilirdi. Bu karar, zaten yara almış, tabanı küstürülmüş bir yapının üzerine tuz biber ekmiştir.
Fakat çürüme sadece tepede değil, tabanda da yıllardır devam ediyordu. Alın size Keşan… CHP logolarıyla, o partinin seçmeninin alın teriyle, oylarıyla belediye başkanı seçilen bir ismin, bir sabah kalkıp AK Parti’ye geçmesi bu çürümenin en somut, en acı örneğidir. Seçmenin iradesi hiçe sayılmış, siyasi ahlak ayaklar altına alınmıştır.
Peki, bu liyakatsiz ve omurgasız vizyonlar o koltuklara nasıl oturuyor?
Çünkü CHP'nin kendi içindeki sözde "ön seçimleri" tamamen sakattır. Saha iradesini asla yansıtmayan, tabanın sesine kulak tıkayan bu yapı; içeride adayların kapalı kapılar ardında yaptığı pazarlıklar, delegelere dağıtılan asılsız vaatler ve adam kayırmacılık ile şekillenmektedir. Dışarıdaki vatandaşın, sokaktaki halkın iradesi bu sandıklara asla yansımaz.
Türkiye'nin neresine giderseniz gidin, CHP için bu konu kanayan bir yaradır. Halkımızın önüne iki acı tablo konulmuştur: Ya AK Parti’deki gibi koşulsuz, şartsız bir "lider sultasına" boyun eğeceksiniz ya da sözde demokrasinin işletildiği ama aslında içerideki kirli pazarlıklarla adayların belirlendiği bu hastalıklı sisteme mahkum olacaksınız! Oysa halkın asıl istediği, kapalı kapılar ardında şekillenmeyen, tam demokrasinin yürüttüğü, şeffaf bir aday belirleme sistemidir.
Genel merkezin belirlediği milletvekili aday listelerinin ne kadar sakat, halktan ne kadar kopuk olduğunu defalarca gördük. Edirne’mize dayatılan milletvekilleri, bunun en canlı şahididir ve maalesef hem Edirne için hem de CHP için büyük bir talihsizliktir. Ben, 28. Dönem Edirne Bağımsız Milletvekili Adayı olarak, halkın içinden biri sıfatıyla tam da bu çarpıklığa isyan ettiğim için o yola tek başıma, halkımla beraber çıkmıştım.
Şimdi gelelim Yeni Parti'ye...
"Yeni bir parti kurduk" demekle her şey yeni olmuyor. Eğer her şeyi eski partide olduğu gibi, eskisi gibi yapacaklarsa; o delegasyon oyunları, genel merkez tahakkümleri, ahbap-çavuş ilişkileri devam edecekse hiç boşuna uğraşmasınlar. Yeni partinin hiçbir anlamı kalmaz. Parti içinde herkese eşit davranılmazsa, liyakatsiz kadrolar yine köşe başlarını tutarsa, parti halkın umudu değil de birilerinin "güç merkezi" haline gelirse ve fırıldağa oynayanın kazandığı o çirkin düzen devam ederse, inanın işler bugünden çok daha kötüye gider.
AMAA...
Temkinliyim. Yılların getirdiği vatandaş tecrübesi ve gördüğümüz kötülükler yüzünden, "sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer" misali yaklaşıyorum bu yeni oluşuma. Fakat bir yandan da ülkem için, Edirne'm için umutlanmak istiyorum!
Çünkü eğer bu yeni yapı; liyakatli, demokratik, gerçekten halk için mücadele eden, vesayet odaklarının ve baronların "kontrol dışı" bıraktığı ama alanında uzman, pırıl pırıl, liyakatli kadrolarla dolu harika bir yapıya dönüşürse... İşte o zaman bu ülke çağ atlar!
Türkiye’nin ihtiyacı olan şey tabelaların değişmesi değil, zihniyetin devrimidir. Yeni parti, eski alışkanlıkları kapıda bıraktığı gün, milletimizin kalbinde gerçek bir umut olarak yeşerecektir. Temkinle, dikkatle ve yoğurdu üfleyerek izleyeceğiz.
Güzel günlerin, temiz siyasetin ve gerçek demokrasinin inşası dileğiyle...
Ergin ARSLAN
28. Dönem Edirne Bağımsız Milletvekili Adayı